Ben Kimim?

Haziran 29, 2018 0 Yazar: gmz35

Selamlar.

Yeni sistem, yeni blog yine de ayni ben.

Aynı beni her defasında farklı anlatmak zor geliyor nedense.  Kendimi tanımlamak zor da olsa, “an içinde hapsolan beni” anlatmak işimi kolaylaştırır sanıyorum. Hepimiz anın çocuğuyuz bir bakıma. Şu an klavyeye dokunan parmaklar mutlulukla dokunduğundan, kendimi mutlulukla formulize edip anlatacağım. Bunu nasil yapacaksam. Denemek istiyorum en azından.? Belki anlatabilirim 😉

“Kimim ben?” Uğruna felsefik tartışmalar açılan bu derin sorunun bir kaç tarif yöntemi olabilir. Bu tarifleri yaparken somuttan soyuta gideceğim. Mutluluk somutta başlar çünkü. Soyuta geçişte karmaşıklaşır, hazzı artar, lezzeti yoğunlaşır, yakalamak zorlaşır, hisleri koyulaşır mutluluğun. Ne alaka diyeceksiniz. An içinde mutlu olduğumdan bu soruyu mutluğun basamaklarından oluşturduğum yolla söylemek, anlatmak istedim. Hepsi buydu. 🙂

Ben Elif. Standart yaşam süren, üç kardeşe ablalık yapan, anne-babasına evlat olmaya çalışan Elif. Öz tanımım bu olsa gerek. Aile içerisinde kimliğimin ilk somut gerçekliği buydu. Yaşamımda, yaş aldıkça başka somutluklar elde ettim. Manevi taraflari ayrı bir cepte dursun. O işin haz ve motivasyon kısmı. Hepimiz özde bir aileyle başlarız. Buraya kadar çoğumuz aynıyız. Tabi aranızda leylekler getirdi beni diyen yoksa. 🙂

Kimliklerimizin ilk basamağında isimimizi bile elde etmemisken ailedeki vasfımız öne çıkar. En azından aile gibi bir bireyler topluluguna sahip şanslı kesimdensek…  Sonraki adımda komşu olmayı, arkadaş olmayı elde ederiz. Benim surecim de böyleydi. Ilkokulda Tekirdağ’da orta okulda Fethiye’nin bir kasabasında, lisede Istanbul ile başlayıp Nazilli’de bitirdiğim egitimin zorunlu kısmı kimliğimin En çok da Elif olmamın temelini oluşturdu diyebilirim. Bu kadar yer gezmişken çokça insanla karşılaştım. Pek azı bende kaldı. O az olanlar kıymetliydi… Şimdi universiteyi bitirirken Diyarbakır’da, o az tayfa da iyice suyunu çekti desem yeridir. Ben bu azalmayı daha çok uzaya fırlatılan roketin Dünyadan hızla uzaklaşırken bir bir onu ileriye taşıyan kapsullerden kurtulması gibi görüyorum. Eninde sonunda görevleri karsılıklı olarak bitmiş arkadaşlıklar bir süre sonra tatli anılar olarak hafızalarda kalır. Bunu soylerken ben de birilerinin Kim olduğu konusunda hayattaki rolümü oynadiktan sonra, geride kalan roketler gibi bırakıldım. Olması gereken buydu. İcselleştirmek olayin soyut kısmına geçmek mutsuzluğu kovuyor bana göre. “Olması gereken buydu.” dediğiniz anda kanaatiniz bu yöndeyse mutluluğun mutsuzluğu boğmaya başladığını idrak ediyorsunuz.

bu boş bir kadercilik değil esasinda. Dolu dolu yaşam süreci. Gerektiği zaman vazgecmek,gerektiği zaman da çabalamak beni ben yaptı diyebilirim. Ola ki Elif bu nasıl iş derseniz, ben de pek bilmiyorum böyle tanimlarım en fazla derim.

Bütün bu yollardan sonra benzerliklerimiz olduğunu bilin istedim. Özel yaşamlarımız, cebimizdeki para miktarı, yüz şekillerimiz, rollerimiz, fiziklerimiz, yaşam standartımız ne kadar farklı olsa da; hepimizin benliklerinde yalnızlığımız, kalabalığımız, yorgunluğumuz, sevinclerimizin esas temelleri benzerdir. Süreç sıralamaları değişir, deneyimler değişir belki ama hüzün hep hüzündür mutluluk hep mutluluk. Hepimiz az çok tecrube ederiz. Bu bağlamda somutluklarımız en başta beş duyuya tabiyken aynıyız. Soyutlaştıkça farklılaşırız.  Konuyu dağıtma uzmanı olduğumu söylemişm miydim?

😀

demem o ki ben Elif. Senle, sizle benzer çok şey paylaştığıma inanan Elif. Farklılıkların düşüncelerde olduğuna inanan Elif. Diplomaların insanlığı ölçemediğine inanan Elif. Farklı olmak için benzerliklerin tatlılığını da göz ardı etmeyen Elif..

Şimdiden Memnun oldum. Diyarbakır’dan sevgiler. 🙂