Birinci Düğüm : Emir

Temmuz 2, 2018 0 Yazar: gmz35

“Öksüzü hazırlayın!” Siverklerin komutanı ve baş rahibi Emrini vermişti. Güçlü bir adam olan rahip komutan; soluk benzli, delici bakışlara sahip kara gözlü, orta yaşlarda bir adamdı. Adı Yorgu’ydu. Komutan Yorgu bu büyük adanın en önemli ikinci adamıydı. Sözünü geciremeyeceği kimse yoktu. Tanrı adına doğru bildiğini yapmak isterse hiç merhamet göstermezdi. çünkü merhamet komutan bir rahibin halka göstereceği son şeydi. Tanrının Kılıcı keskin olmak zorundaydı. Tanrı için, halk için en doğrusu buydu.

32 sene öncesini hatırladı Yorgu; büyük bir depremle uyandığında koşarak annesinin yanına gitmişti. Deprem tüm  Siverk adasını etkilemişti. Bir çok ölen kişi olmuş, temiz su kuyularıni yerle bir etmişti.  Keskin bir yanık kokusuyla sis tüm dağı kapladığı zaman yüce dağ kızıla kesmişti. Komutan rahip, daha o küçük bir çocukken olan bu felaketin tekrarlayacak ayak izlerini sezinlemişti.

Kararını çok düşünmüştü Yorgu. Dev bazalt taşlarından yapılma tapınaktaki odasında emri vermeyi uygun buldu.

“Öylesi daha iyi olacak. Tanrı için. Halk için.”  Yorgunun yetiştirdiği Siverklerin arasında genç bilge diye anılan Arven; emrin yükünü ta yüreğinde hissetti. Karşı çıkmak için diretebilirdi. Sonuçlarını bile bile nasıl duracaktı içindeki telaş? Diretmenin bir şey elde ettirmeyeceğini çok iyi bilse de Yorgu’a deniz mavisi gözlerindeki telaşı gostere göstere sordu. “Emin misiniz Rahip? Bu emir…” Yorgu sözün nereye geleceğini çok iyi biliyordu. Genc adamı susturdu. Konuşmasına müsade etmeden arkasıni döndü. Ufuktaki sise daldı gözleri. Konuşmaya başladı, “Koca tonozların yükselttiği bu bazaltlar maziyi hatırlar Arven. Hatırlamakla kalmazlar hatirlatmak için bu bina bilakis onlardan seçilmiştir. Taş deyip geçmemelisin onlar Var oluş sebeplerini unutmaz. Ama insanlar unutur. Insan başına gelen tüm felaketleri unutmaya sandığından çok yatkındır. Bu yüzden ben buradayım. Tanrının kılıcı, komutan bir rahibin yapması gereken için buradayım.”

Arven derin bir sessizliğe gömüldü. Söylenmeye devam etti yüreği müsade etmiyordu duruma. Emir ağırdı. Dogduğu gunden bu güne 22 sene geçmişti ve bu olay sadece efsane gibi anlatılırdı. Konuşmaya başladı tekrar, “Öksüzün bir günahı yok bunu rahip olarak sen de biliyorsun.”

Yongu şefkatli ve bir o kadar bitkin bir ses tonuyla ikna edici bir şekilde yanit verdi Arven’e “Bir kişi ve bir toplum arasında seçim yapmam için işaret verildi. Yüce kitaba ve Ulu Tanrıya halkımızı korumasi için her gece dua ediyorum. Çaresizim evlat. Bir kişi bütün Siverkleri hayata bağlayacak.”

Arven itiraz ediyordu. Öksüz kız daha çok ufaktı. “Başka bir yolu olmalı rahip! Bu çok fazla. Ya işe yaramazsa? Bunu hiç düsundün mü! Kutsal kitapta yazanı sen öğrettin bana. ‘Ulu Tanrı görünen kadein üzerine gizlisini de yazandır’ Rahip bir yolunu bulacağım emri geri alın.”

Rahip bu kadar sorgulanmaya dayanamadı. Kapı önünde her zaman bekleyen muhafızı çağırdı. Arven’e haddini bildirmesi ve baş eģmesi için şahit tutularak görev vermesi gerekiyordu. Eğer görev birinin huzurunda verilirse kabul edilmemesi imkansızdı. Bu yazılı olan bir kuraldı. Muhafız iceriye girdi, rahibe ve Arven’e selamını verdi. ” Bu görev sana ağır geliyor belliki genc bilge! Muhafız Benna! Sahit ol ki öksüzü hazırlama görevi;  ben seçilmiş olan Tanrı’nın Kılıcı, Komutan Rahip Yorgu tarafından Arven’e verildi.”

Arven hayretler içerisinde tek taraflı sadık kalınmasi gereken ahdin oluşunu izliyordu. Muhafız Benna “Şahit oldum!” Dedi.

Geri dönüşü yoktu bu yolun. Arven bu olaya hic dahil olmak istememişti. Bir hışım çıktı odadan. Koca bir koridordan hızla koşarak ve küfrederek geçti. Yanindaki şamdamları devirdiginin bile farkında değildi. Bunca zaman ona hocalık yapmış olan Rahibi taniyamıyordu. “Beni zorlamaması gerektiğini biliyordu” diye haykırdı genç bilge. Denizi gören adadaki bu muazzam yerin başında çaresiz olduğunu hissediyordu.

Bir grup muhafız Kapının koruyucusu, emrin sahidi Benna ile Arven’in yanına geldi. Kolundan tuttu. Arven çırpınmakla yetindi.

Muhafız Benna,” Karşı konulmaz bir emir aldın genç bilge. Bu senin çözmeyi sevdiğin evren bilmeceleri gibi eğlenceli bir görev değil. Ama yapmak zorundasın! Şimdi kalk Zayhan adasına gidiyoruz!”

Arven, bir an evren bilmecesi gibi bir görevi olsun diye beler vermeyeceğini düsündü “Bu çok zalimce Benna!” Dedi.

Muhafız benna yardımcılarına göz işaretiyle emrini vermişti bile. Arven’i kıyıya giden yola sürüklemeye başladılar.