Görüyorum Ve Arttırıyorum!

Görüyorum Ve Arttırıyorum!

Ağustos 19, 2018 0 Yazar: gmz35

kapak karikatür

source

Bu yazıda kendimi sınırlamadan, bodoslama dalacağım kelimelere. Zira “yeter gari” moduna, ufaktan başlayıp hızımı arttırarak yol alıyorum. Konu bütünlüğü ile çok ilgilenmeyeceğim zaten kendi içinde yazının dinamiği onu da tamamlayacaktır.

Sistem eleştirisi yapan tüm beyinler kıymet arz eder mi? Sanmıyorum. Tutarlı (!) ve kallafi kelimeler dizdiğini sanan istisnasız her birey, müsvette  karalarcasına, asla tam manasıyla algoritmalarını kavrayamadıkları meseleler hakkında yazıp çizer oldu. Özelllikle sosyal mecrada; ‘varlık naraları atma’ isteği gerçek yaşamda, kendi varlıklarındaki silikleşmenin olmadığına dair, kendilerini bile kandırabileceklerini sandıklarından bu yana giderek artıyor. Her mevzunun uzmanı olmaya çalışma işi; tıpkı kollarını ve bacaklarını dört ata bağlayıp hepsini de ayrı yöne koşturmaya benziyor. Sayın beyinler! Bunu neden kendinize yapıyorsunuz? Evet, konular hakkında düşünce üretebilirsiniz elbet. Peki neden bunlar yegane geçeklermiş gibi, bilgi sahasını kendinize has kılıyorsunuz?

Aslında olay tahammülsüzleşmemizle başladı sayılır. Kendimizden başkası tahammülsüzlük nedeni olmaya başlayadıktan sonra-ki bu öz farkındalık ve öz güven eksikliği emaresi bir hasetten ötede bir şey değidir-, yeteneklerini doğru alanlara kanalize edip başarı yakalamış bireylerin hazımsızlığı içimize taş gibi oturdu. Hadi ama gerçekleri konuşalım. Yapmayın şimdi ne bu agresiflik diye homurdanmaları. İçten içe, “ben çok iyiyim düşünmem böyle şeyler” demek aldatıcı değil mi? Yaşamın içinde çok da düşünmeden yaptığımız davranışlarımız bu konuda bizi ele verecektir nitekim…  Ahh keşke ben de ekonomiden anlasaydım, üzerine bir de cerrah olsaydım, yetmez ama siyasetin tüm oyunlarını tek seferde çözebilen bir bilge olsaydım, hatta dinlerin kökeni ve dillerin oluşmasına kadar, paçalarımdan donanımsal niteliksel bilgi-birikim aksaydı… Zor bu işler öyle kolay değil uzmanlaşmak, konuşmak.. Din konusunda iki elham okuyabilen de konuşur, kahvede okeye dönerken ilaç reçetesi sunan da konuşur. Biz ne ara çok şey bildiğimizi düşünür olduk böyle? Genç dimağlar her alanda bu kadar başarıyı ne ara gösterdi. Bilgi toptancısı mıyız biz?

Arif olan, usta olan gözlemler, yeri zamanı sırası geldikçe bilgisini ortaya koyar. Bilgisini yaşar! Konuşmakla değil, haline hareketlerine yaşam tarzına bile yerleştirir üreticisi ve talip olduğu bilgiyi.  Şu sıralar benliğimizdeki eksikliği bile farkeedemeyecek kıvama geldiysek sorun var demektir. Gaza getirici gerçek bilgilerden örülmüş gibi görünen nutuklarla, geçmişin kahramanlarını birer tiplemeymişçesine örnek almakla gıdım yol alamadığımızın, üsüne gerilediğimizin farkında mıyız acaba? Destur çekmek lazım bu denli cahilliği anlatırken.. Kızıyorum, öfkeliyim. Bu halimiz beni, deyim yerindeyse çileden çıkarıyor. Birbirimizi koyun olarak suçlamak; hiçbir yeni şey üretmeden, hazır metinlerle konuşmalar üretmek ne kadar  da acınası bir durum. Bakınız, yollar istikamet ve hedef üzerine inşa edilmezse neler oluyor? Görünüz artık şu yaz meltemi kılıklı tüketim tusunamisini. 

Tarihin neferleri şimdi okunamadığı için nasıl da mahsunlaşmış, devleri nasıl da cüceleştirmişiz anlayın ne olur. Ayakları baş, başları ayak yapan bizlerken, hem de bunu önce kendimize yapmışken; kimlik, nitelik, karakter yoksunluğu çekişimiz boşuna değil, değil mi?  Zorlanıyoruz bir alanda uzman olmakta. Uzaklaşır oldu yarınlar, yakınlaşır oldu tüm sakarlığıyla ve durağanlığıyla geçmiş. Durağanlık deyişim tuhaf kaçtı değil mi? Hayır tam manasıyla durağan modda eski günlerin versiyonunu yükseltip, mekan ve zaman düzleminde günümüze entegre ediyoruz. Birbirimizi suçlarken diplomalarımızdan öte kuşanamadığımız bilgiler bizi bir güzel dibe çekiyor. Laf salatası yapanlara boyun eğişimiz bundan. Çok biliyor herkes! Ne çok biliyoruz her şeyi.

Arif deyip duruyorum ya, her şeyin alimi olmaya güç yetiremeyeceğimizi kendi çapımda anlamış olmaktan bahsediyorum. Külli bilgiyi çevreleyen bir çeperimiz yok. Yine de her neysen, hangi sıfatı takmışsan isminin önüne, neyin erbabıysan; bil ki sendeki bilgi dİğer bilgiler için bir basamak görevinde. Herkes herşeyi bilemez lakin hep birlikte yepyeni bir dünyaya bilgi basamağı olabiliriz. Ütopik değerler silsilesinden bahsetmiyorum. İlerlemenin cevherini kendini azımsamayarak ortaya çıkar diyoruym. “Bilmiyourum araştıracağım” de bir konuda diyorum. Çok zor değil bir konu hakkında yeterli bilgi donanımına sahip değilim diyebilmek. Yetersizliklerini sahte kabuklar yaratarak yamama sadece. Bilmiyorum, ama araştıracağım dedikten sonra yol ne kadar da güzel ileriye taşır bizi bir bilsek..

Bunları yazarken öğüt vermek için yazmıyorum, sosyolog ta da psikologmuş gibi analiz de sunmuyorum. yakınıyorum. Şahıs olarak yapabildiğim en iyi şey şu an yazmak, iç dökmek olduğu için paylaşıyorum. hedef göztermeden birileriyle farkındalaşmak adına yazıyorum. Teolog olarak kendi çalışmalarımı makale formatında kendi alanımda yazmaktab farklı şu yaptığım. Ülkemin şu günlerine üzülen  bir vatandaş olarak gözlemlerimi aktarmak istiyorum. Çünkü yeter herkes her şeyi bilmiyor işte! Anlıyorsun değil mi? Sanat kısır, siyaset başbelası bir gündemden başa bir işe yaramıyor, liyakat esası unutulmuş, üretim adına yozlaşmışlık hakim, mimari dörtgenlerin elinde oyuncak prizma ve herkes her şeyi biliyor?!

Harbi ne ara siz dilinde başladığım yazıya sen diye devam eder oldum? 🙂 Uzaklığın yakınlığından belki de. Okuyan şahsı görmediğimden ama bu zorluğun farkında olduğunu sandığım bir kişiymiş gibi hissetteğimden belki de. Yine de görüyorum ve arttırıyorum! İddia işleri bana göre olmasa da yarınlarımız için, bilgi toptancıları olmamaya karaar vermiş kişiler artacak diye düşünüyorum. Alaşağı etmeden kimseyi,  yukarılarda bir yerlerde kendini kabullenmiş birileri olmalı.

Peki sen görüyor ve arttırıyor musun bu sayıyı? Düşünsene… İşi ehline teslim eden liyakat sahibi kişilerin inşa ettiği bir toplumda yaşadığını. O zaman bitecek şimdiki sorunlar işte. İnsanlıkla donanmış bilginin değerini anlamış bireylerle dolu bir ülkede adaleti temin etmek, ilerlemek, refaha ulaşmak ve ulaştırmak. Hayal etsene, önce kim olduğunu bularak.

Bir gün…